Ben, kendimi bildim bileli halkımızın alabalık sevdası önüne geçilemez bir şekilde devam etmektedir. Miran çayının başlangıcı olan köyümüz eşsiz doğa güzellikleriyle yöre insanımız için vazgeçilmez bir belde özelliğini taşımaktadır. Ne zaman köyümüzden konuşsak çoğumuzun aklına alabalık ve alabalık tutmak gelir. ! Tutmak gelir diyorum çünkü balık tutmak yemekten daha çok zevk verir insana Bundan da şunu çıkarıyorum; Yöremiz insanı karnını doyurmaktan daha çok zevkine düşkün insanlardır diye düşünüyorum. Yaz ayları geldiğinde gurbetçilerimizin köye akın etmesiyle birlikte başlayan kalabalıklaşma köyümüze de tam bir tatil köyü havası vermesi yanında av meraklılarını da bir araya getirmektedir. Durum böyle olunca köyün kalabalıklaşması ile deredeki alabalık sayısı arasında ters bir orantı meydana gelmektedir. Artık alabalık köyümüz insanına yetmemektedir. Bunu sebepleri arasında bilinçsiz avlanma birinci sıradadır. Şöyle ki; Önceden köyümüzde sadece sayılı kişiler de tor (serpme) vardı. Şimdi her evde tor olmakla beraber yani torun bir tane olması artık normal değil fert başına da tor kullanıldığını üzülerek söylüyorum. Asıl şimdi değineceğim konu ise alabalığımız için virüs değerini taşımakta dır.
AĞ KULLANIMI :
Ne yazık ki bu olay köyümüzde beş yada altı sene önce meydana çıkmıştır. Biraz ağın kullanımından bahsetmek istiyorum. Hani bilmeyen arkadaşlarımız da var ise bilinçlensin onlarda ağ kullanımında birer usta olsunlar. Azalan hatta soyu tükenmekte olan alabalığımıza bir darbede onlar vursun. Ağ buyu istenilen ölçüde 10, 15m. ve daha fazla olabilen ve genelde göllere gerilen bu ağ o gölde bulunan balığın hiç kaçma şansı olmadan haince avlanmasını sağlamaktadır. Şöyle ki; tamam büyük balık tutulması normal ama ağ denilen bu nesneden küçük balığın kaçması mümkün olmamakla birlikte, hele hele gece kurulan ağların sabaha kadar gölde durması oradan geçen balıklarında katledilmesini de sağlamaktadır. Torla tutulan balıkların küçükleri tekrar geri bırakılıyor ama ağda bu olayda olmuyor. Zaten gece bırakılan ağda balık sabaha kadar ölüyor. Ölmese de balığı ağdan çıkartmaya çalışırken ölüyor zaten. Böylece de küçük balığın katledilmesi çoğalmayı, üremeyi ve balık gelişimini çok kötü şekilde etkilemektedir.
Durum böyle olunca; balık tutmak için köyümüze gelen gurbetçilerimizde de azalma baş göstermektedir. Zaten buna yaz ayında balık tutma yasağı da eklenince köye balık avı için gelecek şahıslarında gelememesi olayına yardımda bulunuyor. Ama artık bir nebzede olsa köyümüzün simgesi haline gelen, deremizde ki balığın çoğalmasını büyümesini ve isteyen herkesin istediği kiloda alabalık yemesini sağlayacak aşağıda açıklayacağım bir proje gerçekleştirilmiştir.
ALABALIK ÜRETİM TESİSLERİ :
Temeli 2000 yılında atılan bu tesisin; Kurucuları İsmet TEKELİ ve A . Turan ÖRNEK' tir. Yaklaşık 20 havuzda hizmet verecek bu tesiste Yakında kendin pişir kendin ye sistemine de geçileceği söylenmektedir. Bu yaz tamamen faaliyete geçecek tesiste İlçemiz ve çevre ilçelerimizdeki köylere de hizmet verecektir. Yeni yapılan yolla da ulaşım sorunu ortadan kalkan köyümüzün Erzincan Malatya il sınırına da 17 Km Uzaklığa sahiptir. Haritalar bölümünden köyümüzün yerini kolayca tespit edebilirsiniz. Ne diyeyim. Şimdiden afiyet olsun.
Artık Alabalıklarımız azda olsa biraz nefes alabilir. :))
|
|
|
All Rights Reserved