Free Web Hosting Provider - Web Hosting - E-commerce - High Speed Internet - Free Web Page
Search the Web

  GİDİPTE DÖNMEMEK VAR, DÖNÜPTE GÖREMEMEK VAR. KADERİMSE ÇEKERİM DEMEKLE OLMAZ !!!!!!

 

Ufak tefek yağan gurbet yağmuru,

Özledim sılada güzel yarimi.

Hiç unutamadım ana babamı,

Görmesi acep nasip olur mu?

 

Kimse kimseyi bilmez gurbet ellerde

Kıymetin bilinmez el önlerinde

Ömrümüz geçiyor gurbet ellerde

Bizede sıla nasip olur mu?

 

Bitip tükenmez ellerin işi

Üstüme doğuyor sıla güneşi

Bende çok özledim kavim kardeşi

Görmesi banada nasip olur mu?

 

Gurbette ak düştü kara saçıma

Bir mektup yazmıştım nazlı bacıma

Hasret kaldım nazlı yarime

Görmesi banada nasip olur mu?

 

Bavulum ,eşyalarım topladım

Ufak tefeklerimi bavula koydum

Yiyip içeceklerimi yanıma aldım

Yolculuk başladı sılaya doğru

 

Komşu akrabalarla helalleşildi

Yüklenip eşyamı vapura geldi

Haydar Paşa vapuruna binildi

Yolculuk başladı sılaya doğru

 

Bagajı yaptım bileti aldım

Haydar Paşa-Erzurum vagonunu buldum

Kompartmanda yerimi aldım

Yolculuk başladı sılaya doğru

 

İçimde bir acı bir de sevinç vardı

Toplanmış komşular trene geldi

Emanetler sipariş verildi

Yolculuk başladı sılaya doğru

 

Selametlemeye gelen komşular

Bizim gibi daha yüzlercesi var

Kimisi sevinir kimisi ağlar

Haydar Paşada olduğum zaman

 

Herkes helalleşti görüştü

Yolcular yerine yerleşti

Vakit tamam zaman gelmişti

Vagonun penceresinde olduğum zaman

 

 

 

Kapılar kapandı düdükler öttü

Tren ağır ağır hareket etti

Mendiller sallandı ayrılık bitti

Haydar Paşa’dan hareket ettiğim zaman

 

Makastan tren çıktıktan geri

Yollara gariplik çöktükten beri

Gece olup gündüz bittikten beri

İstanbul’dan yola çıktığımdan beri

 

Elveda düdüğü çalarken tren

Güle güle der sanki derinden

İstanbul yüzünü döndermiş benden

Erenköy’den tren geçtiği zaman

 

Adalar sanki selama durmuş

Köşklerde evlerde lambalar yanmış

İstanbul sanki benlen darılmış

Pendik’ten tren geçtiği zaman

 

İzmit’e kadar seyre daldım

Acı ile sevinç ile bir tuhaf oldum

Birkaç kutu pişmaniye aldım

Tren İzmit’ten geçtiği zaman

 

Sıla hayallendi gözüm önünde

Her kafadan bir ses gelir trende

Bir sessizlik bir gariplik başladı

Cumovaya doğru gittiğim zaman

 

Eskişehir’den bir testi aldım

Taş tespihi meşhur ondan da aldım

Polatlı’ya doğru uykuya daldım

Ankara’ya tren girdiği zaman

 

Ankara’da bir saat kaldım

Bir iki tane gazete aldım

Gönlümü birazda öyle eyledim

Kırıkkale’ye tren geldiği zaman

 

Kırıkkale’de bir karpuz aldım

Çok meşhurmuş tadına baktım

Erciyes dağında dumanı gördüm

Kayseri ovasında olduğum zaman

 

 

 

 

 

Kayseri’de inip bir kahve içtim

Apikoğlu sucuğundan seçtim

Erciyes suyundan bir bardak içtim

Kayseri’dentren geçtiği zaman

 

Sabah yaklaştı Sivas’a doğru

Yadellerden sılaya doğru

Sabah güneşi üstüme doğdu

Tren Sivas ovasına girdiği zaman

 

Bacalardan çıkar ince dumanlar

Salınmış sığırlar,gider davarlar

Kapılarda oynaşır küçük çocuklar

Sivas ovasını gördüğüm zaman

 

Dediler göründü Sivas bağları

Hem bağları hemde yüce dağları

Çimetno cefer fabrikaları

Görürsün Sivas’a girdiğin zaman

 

Yaylı arabalar sıraya girmiş

Bıçakcı,ağızlıkcı sergiler açmış

Kepenek suyundan bir bardak içtim

Sivas istasyonunda olduğum zaman

 

Hareket zamanı kampana çaldı

Yolcular trende yerini aldı

Oradaki insanlar selama durdu

Tren Sivas’tan çıktığı zaman

 

Havigi geçti,Tecere geldi

O yüce dağlar selama durdu

Karagöl rampası epeyce sürdü

Karagöl’tren geçtiği zaman

 

Çetinkaya’ya doğru yola koyulduk

Biraz mahmurlaşıp uykuya daldık

Rüyalar görüp hayeller kurduk

Çetinkaya’dan tren geçtiği zaman

 

Yüce dağlardan esen rüzgar

Haberim alda nazlı yare ver

Yarim geliy diye hayal kurar mı?

Akşam uykusuna yattığı zaman

 

Demir madenleri görünmüş gibi

Tren cürek’ten geçtiği zaman

Bir şeyler yiyip muhabbet ettik

Tren Divriği’den geçtiği zaman

Bağaştaş’a az bir zaman kalmıştı

Artık yolculuğun tadı kaçmıştı

Benim gibi herkes usanmıştı

Tren çaltı’yı geçtiği zaman

 

Düdük çalınca çınlar kayalar

Hazırlanıyor inecek yolcular

Önümüzde birde Pingan durağı var

Bağaştaş’a doğru gittiğim zaman

 

Akşamm saat 9:00 a geldi

Bağaştaş boğazında düdüğü çaldı

Yüreğim sanki hophop hopladı

Bağaştaş köyünü gördüğüm zaman

 

Birisi Eğinliler diye seslenir

Bavulun sepetin elinden alınır

Bagajın varmı diye sorulur

Bağaştaş vadisinde olduğun zaman

 

Eşyaları aldık gittik kahveye

Bağaştaş oteli olmuş virane

Yatacak kadar biryer buldum kendime

Akşam uykusuna daldığım zaman

 

Katırcıyı bulup anlaştık

Sabaha doğru yollara düştük

Döne döne yüce dağları çıktık

O zalim virajları döndüğüm zaman

 

Bağaştaş döneği bittiği zaman

Birbiri ardından dizilir kervan

Birbirine kuvvet verir yolcular

Harami dereden geçtiğin zaman

 

Selamet Cankurtaran’a gelmiştik

Şafak söktü güneşi gördük

Virajları döne döne yürüdük

Cankurtaran’dan geçtiğim zaman

 

Kumluyazıda kimse kalmamış

Tepeleri süpürmüş toz da kalmamış

Yüreğimiz tükendi ferde kalmamış

Dağlar insafını kesiği zaman

 

Palandöken’den salihli başı

Karşıda göründü sandığım taşı

Ne kar yağmış ne görmüş kışı

Altınpare köylere geldiğin zaman

 

 

Birine rastladık kır ata binen

Sağ elini kulağına götürmüş

Sanki dağlarınan sözü bir etmiş

Eğin mayasını çektiği zaman

 

Bunların hepsini görmesi murat

Şırzının altından göründü Fırat

Katırcı kardeş elini kulağına at

Şırzı köprüsüne geldiğim zaman

 

Yolculuk uzundu çok yorulmuştum

Otelde yatağım hazırlatmıştım

Dinlemek için erken yatmıştım

Suluhana gelip kaldığım zaman

 

Nasıl metin eyleyem güzel Eğinim

Cana yakın olan ağa beyini

Görürsün tabiatın her güzelliğini

O üzel Eğin’e gittiğin zaman

 

Fırat kıyısında ne güzel bağlar

Göklere yükselir o yüce dağlar

Bulursun tüm aradığını

O güzel Eğin’e gittiğin zaman

 

Sırtını yaslamış sandık dağına

Zeval olmaz bahçesine bağına

Senide mutlak basar bağrına

O güzel Eğin’e gittiğin zaman

 

Dünyada ünlüdür güzel halısı

Kulağı deliktir tüm ahalisi

Yanına yanaşır usulca birisi

O güzrel Eğin’de olduğun zaman

 

İnceden incedir Eğin’linin hesabı

Meşhurdur kömürcüsü kasabı

Göreceksin insanlarda adabı

O güzel Eğin’e  gittiğin zaman

 

En topalımız Bağdat’ta inmiş

Eğinlinin fendi şeytanı yenmiş

Kayaları yarmış düz yol eylemiş

Görürsün Eğine gittiğin zaman

 

Her mevsimde bir güzellik çağı

Ayrı yrıdır bel güzarlığı

Kıblesine düşer Apçağa dağı

Zincirli kayadan baktığın zaman

 

Peğir’in başında geyik pınrı

Kırkgözünden taksim olur suları

Gamurgap geruşladan geçer yolları

Fırat kıyısına indiğin zaman

 

Mahalle bahçe kenarında kalır

Arikinin altından dolanır

Apçağa’ya doğru uzanır

Yeni yola düştüğün zaman

 

Ela gözlü türküleri söylenir

Düğünlerde ağır hava oynanır

Bekarlar güz gelince evlenir

Ergü Hapunus Ekreği gördüğün zaman

 

Eee güzel Eğinim eyledim metin

Vardır sana büyük hürmetim

Kaç yıldır ayrı düştüm hasretim

Nasip oldu sana geldiğim zaman

 

Sabahtan Eğin’den öte beri aldım

Fırat kıyısından yola koyuldum

Kara taşa doğru yoruldum

Taşa çekip katıra bindiğim zaman

 

Ergü’nün altından yolum geçerken

Köylüler bahçede dutu döşerken

Çınarlığın dönekleri dönerken

Başpınarı hatırladım o zaman

 

Hapunus altında Arnavut hanı

Meşede  yayılır kindir davarı

Yolumuz dikildi dut beline yukarı

Aşukka düzüne çıktığım zaman.

 

Pat hinge karşıda kaldı.

Ocağın altından yolum dolandı.

Yol üstünde Eğinik, Kızılçukur’ da vardı.

Harappazar köprüsüne vardığım zaman.

 

Sol tarafımda kaldı Çit’ in yazısı.

İnsana çok yakındı köy ahalisi.

Meşhurdur domatesi biberi.

O Çit yazısını gördüğüm zaman.

 

 

 

 

 

 

Tarhanik bahçesinde vardı değirmen

Dereye yukarı patika yoldan

Karşıdan karşıya geçerdik çaydan

Nağbarın dereye çıktığım zaman

 

Birisi bağıriy sılacı geliy

Çocuklar koşarak önüne gidiy

Gurbette yolcusu olan seviniy

Holu köyüne girdiğim zaman

 

Nihayet geldik Holu köyüne

Halk çıkmıştı kapı önüne

Bir müjdeci gönderdiler köyüme

Holu köyünden çıktığım zaman

 

Holu’dan çıktık koyulduk yola

Bir kaç komşuda katıldı bana

Mezarlıkta bir Fatiha okuna

Yaloğunun rampasını sardığım zaman

 

Veziğin düzünde bir nefes aldık

Korpahara doğru yola koyulduk

Gözlüğün suyundan iyice içtik

Karabağdan çıktığım zaman

 

Duyan komşular önüme çıktı

Anam kollarını açıp bana doğru koştu

Babam buyurun komşular dedi haneyi açtı

Nazlı yarla gözgöze geldiğim zaman

 

Sohbetler çoğaldı,çay kahve içildi

Hal hatır sorulup mektuplar verildi

Müjdecide köyüne döndü

Anam’dan bir çift yün çorap aldığı zaman

 

İşte böyle hasret bitti

Günler çabucak gelip geçti

Bizim ağa yine gurbeti seçti

Nazlı yarini köyden alıp gittiği zaman...

 

 

Ben Mustafa HATUN’um,içinizden biriyim.

Hem severim hemde sevilirim

Size ömür boyu sağlık ve mutluluklar dilerim

Bu sayfayı size hatıra ettiğim zaman.

 

Ben Mustafa HATUN.Eğin – Öşneden doğumlu halen köyde ikamet eden iş olarak teknik arıcılık yapan ve bu işi 1978 ‘den bu yana tam kapasite yapan, Kekikpınar köyünün ilk teknik arıcılığını başlatan kişiyim.Aynı zamanda inşaatçılıkta yaparım. İlini,  kazasını ve köyünü çok seven bir kişiyim. Bunu da, bu sayfayı okuyan insanlar zaten anlar...

 

Mustafa HATUN