SILADAN
GURBETE, GURBETTEN SILAYA
Sevgili hemşerilerim; Taa
dedelerimizden bizlere intikal eden sıladan gurbete ve gurbetten sılaya, sıla
hasreti nasıl başlar ve nasıl sona erer. Tabi acısıyla tatlısıyla siz sayın
kıymetli okurlarımıza dilimizin döndüğü, aklımızın erdiği,
dedelerimizden, babalarımızdan, dayılarımızdan, emmilerimizden, hatta
abilerimizden duyduklarımızı, derlediklerimizi siz sayın hemşerilerimizle
paylaşmaktan onur duyarız. Tabi bizim duyduklarımız işittiklerimiz şimdiki
gençliğe yabancı gelir.Sebepleri bu syfayı okudukca anlaşılacaktır.Çünkü
bu anlatacağım olaylar zamanında yol yoktu.Hatta Arapgir den Kemaliye den
gurbet ele otobüs bile yoktu.Sadece Bağaştaşdan geçen kara tren vardı.tabi
bundan daha önceleri gurbete gitmek için (yani tren hattı yokken)katırcılık
marifetiyle önce Giresun’a,Giresun’dan
da İstanbul’a gidilirmiş.Tabi bunlarda büyüklerimizden duyduklarımız.Büyük
Atatürk zamanında doğuya demiryolu yaptırılınca bu seferde vatandaşlar
gurbet ele gitmek için Bağaştaş tren istasyonunu kullanmaya başladılar.Hala
bu yolu kullanan ve tercih eden hemşehrilerimiz var.Tabi şimdiki şartlar başka.Şimdi
insanlar kendi özel otolarıyla gidip geliyorlar.Çokta iyi yapıyorlar.Adından
gururla bahsedeceğimiz Eğin’den gurbete ,biz bağrımıza bir taş basarak
gurbtin yoluna düşeriz.Nereye? Ne işe? Allah bilir nasip nerdeyse taaa oraya
kadar gideriz.Zaten biz Eğinlilerin topalı taa Bağdat taymış.Türkiyemizin
hatta dünyanın dört bir yanına kol atmışızdır,biz Eğinliler.Fakat
ekseriyetle hemşehrilerimizin İstanbul da olduğu için bende sizlere Eğin’den
İstanbul’a,İstanbul’dan Eğin’e gidip gelen yolculardan bahsedeceğim.Bunu
gençler okusunlar,ihtiyrlarda sorsunlar doğrumu diye.İstanbul’ gittiğin
zaman gördüğün kömürcüye sor .Nerelisin?Eğinli...Kasap’a da
sor.Nerelisin?Eğinli...Kuyumcuya sor o da Eğinli gardaş.Sağa sor Eğinli,sola
sor Eğinli ne olacaksa olsun bende Eğinli.....
Eeeeee gelin bir vatandaşı gurbete yollayalım bakalım nasıl gidip
gelecek.Ya Bismillah..
Sevgili hemşehrilerim;1 Mart sabahı tan yeri ağarırken,kuşlar ötüşmeye,sular
çağlamaya başladığı,ooo karagözlü anamda ağlamaya başladığı zaman
sabah namazını kılarsın.Gidipte dönmek üzere hayırlı dualarını
edersin.Bavulunu eşyelarını katıra yüklersin.Anam o kadar domuş ki
neredeyse hıçkırıkları nefesini kesiyor.Sende kendini ağlamamak için zor
zapt eiyorsun.Etrafta toplanan hısım akrabaya göz gezdiriyorsun.Gözler dolu
dolu olmuş titrek sesle birbirini teselli ederken sözler yarım yarım konuşuluyor.Bir
üzüntü sarmış hısım akrabayı tam evden çıkacağın
an gelir.Nazlı yarin ne yaptığını bilmez.O zamanlar büyüklere
gelinlik edilirdi.(yani gelinler büyüklerin yanında konuşmazlardı)Sana
uzaktan bakar,sadece gözleriyle güle güle gidesin der.Ve yine içinden derki:
Benim
aklım divane mi?Deli mi?
Bir
kaç gündür yar göğsünü geçirir,
Yoksa
bugün ayrılığın günüymüş...
Anan der ki Allaha emanet olasın,gidpte geldiğin günler ola oğul
bizi unutmayasın.Allah nasibin bol eyleyeki sılaya tez dönesin der ve evden
ayrılırsın.Bacın ,anan ,akrabaların arkana dizilirler.Seni yola
selametlemeye gelirler.Sılada oğlu,kocası,kardeşi ve akrabaları olanlar
birer sipariş söyler.Sen herkese peki dersin ve nihayet köyün üstünde
bulunan Hacı Mustafa efendi gilin harmanda toplanılır tüm komşılar ordadır.İçlerinden
biri hadi Hoca efendi öne geç der.Hoca cemaatin önüne geçer,sılacının sılaya
hayırlısıyla gidip dönmesi için dua eder.Oradakiler ellrini açarak hep bir
ağızdan amin derler.Ve sılacı herkesle tek tek vedalaşır.Büyüklerin
ellerinden,küçüklerin gözlerinden öper ve helalleşir.En son sıra gelmiş
anasının elini öpmeye... Öper ve helalleşirler.Aanası der ki;
Gelince
ananı bulamazsan eğer,
Vasiyetim mezarımın
üstüne gel.
Oğul helal
olsun tüm emeklerim,
Dolanada gurbet
eli gelesin....
Der
ve ağlar.
Babana yanaşırsın,baban soğukkanlı davranır ağladığını belli
etmez.Haydi oğlum git güle güle sen
burayı merak etme.Bize sıkça mektup yazasın der.Sen
elini öpersin, o da sırtını sıvazlar haydi oğlum güle güle hakkım
sana helal olsun.Güzel işlerde çalışasın heram kazanmıyasın.Allah
nasibin bol eyleye der ve seni yola
uğurlarlar.Nihayet gurbet yolu harmanlardan başladı tan yeri ağarırken.Seninle
Bağaştaşa kadar gelecek kardeşinle beraber yola koyulursun.Yavaş yavaş İncebelin
yolunu tutarsın.Döne döne İncebelin çeşmeden köyü gözlersin.Sanki köyün
üstüne bir hüzün çökmüş gibi gelir.İncebeli dönüp düze çıkınca
kardeşin bir türkü söyler.Der ki:
Birde
sen söylersin hasretlik başladı ya;
Zaman katip
kara yazmış yazımı
Gamdan dertten
çamadım gözümü
Haftalar,aylar,yıllar
geçsede
Göremeyeceğim
gül fidanımın yüzünü...
Derim
ama yol devam ediyor.Dağları döne döne gidiyoruz.Ytol güzergahımız İncebel,Gecekçan
,Mezarlar,Hozatırın düz,Karapahar,Topdigin başı,Ergü tarlaları,Ergü
anlacı çırmarlar,Gamurgap başı(darbazın bağı da çok meşhurmuş).Geruşladan
eneriz taş köprüye(bahsettiğim köprü şuan su altında).Sonra çifte dükkanlardanda
geçersin çarşıya.O çarşıya girdiğin zaman mis gibi ekmek kokusu
gelir.sabırsızlanırsın ekmek almaya.O anda köy aklına gelir sanki nazlı
yarin der ki;
Katırcı
katırın kara miriye
Götürme
yarimi dönder geriye
Kara
kaşlarında ela gözünde
Arzumanım
kaldı alam gel...
Birde beli bükük anan aklına
gelir.Sanki anan der ki;
Eğine
enmişte atını nallar
Herkes
güler oynar,gül yavrum ağlar.
Ağaçlar
meyveye durduğu çağlar,
Ben
yavrumu yola yolcu eyledim...
Eee biz dönelim Eğine.Suluhan
deyince ahçı Hasan usta hatra gelir.Suluhanda ve Hasan usta nın yanında Öşnedenlilerin
büyük itibarı olduğunu söyler.Yükünü suluhana yıkarsın,odanı ayırtır,katırını
da baba dostumuz nalbant Süleyman babanın hanına çeker ve istirahate çekilirsin.Gelirsin
Suluhanda ahçı Hasan’ın lokantasına.Dersin ki bir kebep yiyelim Hasan
usta.Hasan usta da der ki; Hakim’e ayırmıştım amma siz Öşnedenlisiniz
size verecem der ve kebabı getirir.Kebabı yedikten sonra dinlenirsin.Çünkü
erken kalkıp sabah 9:00 da Erzurum – İstanbul postası yani Bağaştaş
istasyonunda olacağız.Sabah Hasan ustada erken kalkar.Çorbanı içer,katırını
yükler,yola koyulursun.Şırzıdan,Salihliden Kumluyzıdan,Cankurtarandan,Haramidereden
gidersin Bağaştaş’a.Yollar gittikçe sıla adım adım senden uzaklaşır.Kardeşinle
ileriye dönik şeyler konuşursun.Havadan sudan derken birde bakrsın Bağaştaştasın.Tren
şefliğinden Erzurum-İstanbul postasına saat 9:00 a biletini alırsın.Beklersin
kara tren gelsin.O arada kardeşin katırını yemler,oturur birşeyler
yersiniz.Tabi kardeşininde yolu uzak tren gelmeden katırını çeker elini öper
ve abi güle güle git der.Aynı şeyleri sende ona söylersin babamızın,anamızın
elini öp yengenede selam söyle gardaş dersin.Sen treni beklerken kardeşinde
Bağaştaşın rampasına dönemeçleri döne döne gider.Sende bakarsın ki Ilıç
yarımada sından kara tren düdük çala çala geliyor.İşte o zaman için bir
tuhaf olur.Bagajını verir kompartmanını bulur koltuğuna oturursun.Kaç gündür
yorgunsun hemen oracıkta uyuyakalırsın.Uyanırsınki Sivas’tasın.Hemen hatırlarsın,kepenek
suyu çok meşhurdur,birde ağızlığı.Ya birde soğuğu vardır(soğuğa
sormuşlar nerelisin?Demişki;aslen Erzurumluyum ama Sivas’ı çok sevdim.Şimdilik
buralıyım.)ve devam.Gece geçer bir bakarsın ki saat 6:00 ve Haydar Paşa garındasın.Tabi
daha iş bitmedi daha gideceğin yol var.Adres:Sultan Ahmet Caferiye Sok. No:10 Bekçi
Mehmet.Tabi o tarihlerde burada yatmayan Öşnedenli yoktur.Her gideni rahmetli
bekçi Mehmet Özyurt yedirir,içiriri,yatırır,iş bulur yerleştirir.Bu
rahmetli Mehmet amcayı anlatmadan geçemedin.Neyse biz hala Haydar Paşa’dayız.Orada
sorduk biz bu adrese gideceğiz ama nasıl gideriz.Türk halkı yardımsever ya
aldı beni vapur iskelesine götürdü.Vapurada bilet aldık ve beni vapura
yerleştirdi.Dediki vapurdan iner faytona biner adresi söylersin.Senin yerin
vapurdan indiğin yere yakın hemen gidersin dedi ve vtandaş gitti.Ve ben de
denizi yeni gördüm.İçimden şu sözler geldi;
Denizi gördümde durdum ağladım,
Ayrılık çövresini yeni
bağladım.
Dünya fani imiş şimdi
anladım,
Gurbet ele ayak bastığım
zaman.
Vapur
bir öttüki sandım ki gök gürledi.(Zortt zortt diye ötermiş)Vapur hareket
etti ve karşıya geçtik.Ordada
acele cele eşyalarımı aldım,herkesin indiği yerde bende indim.Bir fayton
tuttum adresi faytoncuya okudum.Ooooo bizim Mehmet amcanın orasıymış
dedi.Yani faytoncu Mehmet amacayı
tanıyormuş.Adrese geldik.Mehmet amcayı bulduk elini öptüm.Babamın gönderdiği
mektubu Mehmet amcaya verdim. Mektubu okudu gel evldım bende seni öpeyim.Sıla
kokusu geliyor dedi.Ve beni yanaklarımdan öptü.Biraz rahatladım,eşyaları içeri
taşıdık.Beni yedirdi içirdi dediki oğlum sen istrahat et akşam ben gelirim
dedi ve gitti.Satler geçti akşam oldu gelen gelene Mehmet amcanın evi aağzına
kadar doldu.Tabi hal hatır soruldu.Bende zannediyorumki bu gelenlerin evi var
gidecekler.Meğerse hiç birirnin evi yurdu yok imiş.Hepsi orada kalacakmış.Kiminin
mektubu kiminin emaneti var idi sahiplerine verdim.Tabi oradaki komşular bana iş
bulacaklar hemen çalışmam lazım.Ben
nerede yatıcam derken bir yüksek somyenin altı bna düştü.Kimisi
horlar,kimisi sayıklar.Neyse sabah olur herkes kalkar,yatağını düzeltir işine
gider.Orada işinni kendin ypacaksın.Çünkü ne anan nede avradın var yanlış
yaparsan seni kapının önüne koyarlar.Oranın kanunu öyle.Tabi sen orya sağ
salim çıktın.Bir mektup yzarsın ben rahatım,beni merak etmeyin.Bugün yarın
işe girecem buradaki komşular iyiler selamları var.Tabi birde mani yazarsın.
Bir
mektup yazdırdım aktan karadan,
Kaldırsalar
şu dağları aradan.
Ela
gözlerini sevdiğim yarim,
Kavuştursun
bizi ulu yaradan.
Ve zarfın ağzını
kapatırsın.Üstünü yazarsın Aşukka PTT şefi eliyle Öşneden köyü
Kemeliye/ERZİNCAN ve mektup gider Aşukkaya.Holulu Adoş dayıda Aşukkaya
gider.bir de postaneye uğrar mektubu alır köyüne götürür.Mektubu shibine
verir müjdesinide alır.Evet mektup babaya verilir.Baba açar okur.Sonrada alın
sizde okuyun diye uzatır.Ve döne döne anagelin okurlar.Mektubun sonunda da
sizde bana tez cevap yazın der ve mektup biter.Babanın dediği olur ya der ki
sizde mektup yazında gönderin.(Babanın ağzından)Cevap yazılır.
Babadan,anadan,ekinden,davardan herşeyden havadis yazılır.Anası der ki;oğluma
bir mani yazın ve başlar.
İstanbul
İstanbul ezel İstanbul
Çarşısı
pazarı güzel İstanbul
Elleri
çabukca sılacı eyler
Şu
benim yavrumuda gönder İstanbul...
Kaynana
derki sende ne diyeceksen dede kaynın yazsın.gelin ne desin ağzı var dili
yok.Yinede derki;
Ağam
İstanbulun karı kutulmaz,
On
karış karı yağsada yolu tutlmaz.
Yari
cahil olan fazla oturmaz
Tezgel
ağam tezgel olma muhannet.
Der
ve mektubu şehire giden bir komşuya verirler postaya atmak üzere.Bir kaç gün
sonra mektup eline geçer.Mektubu döne döne okursun koklarsın.Bu arada iş
bulur çalışmaya devam edersin.İstanbul’da herkes nasıl yapıyorsa sende
öyle yaparsın.Günler ayları,aylar yılları kovalar.Aradan epey zaman geçer.Baban
bir mektupta derki;Oğlum iznin varsa bir gelesin.Seni özledik.Ananda derki bir
gelsin.Bende oğlumu çok özledim.Eeee sende bahaneye bakıyorsun gitmek için.Hemen
cevap yazar gideceğin zamnı bildirir ve dersinki istediğiniz birşey varsa
bana tez yazın ki gelirken getirem.Çalıştığım kuruma gider ben izne
gitmek istiyorum dersin tabi izin hakkın varsa.20 gün izin alır Pazar günü
gitmeye karar verirsin.Bunu komşulara ilan edersin .Anasına ,babasına,karısına,mektubu
emaneti olan varsa Haydar Paşa ya getirir....